“Aramice ‘kanat çırpması’ anlamına geldiÄŸi düşünülen ‘Sılsel’, Mardin’in eski Süryani evlerinin tavanlarına yapılmış gökyüzü tasvirinin de adı. Bir rivayete göre baskılar yüzünden evine kapanan Süryaniler, gökyüzü özlemlerini bir nebze olsun giderebilmek için evlerinin tavanlarına, motifler çizip içlerini turkuvaz renkte boyarlarmış. KutluÄŸ Ataman, Mardin ziyareti sırasında, Süryani mahallesinde yaÅŸayan Nasıra Hanım’dan dinliyor bu hikâyeyi. Ve ‘Sılsel’ doÄŸuyor…”
KutluÄŸ Ataman Türkiye’de basit düşünerek üretmeyi bilen nadir sanatçılardan biri. İşleri daha görmeden insanı cezbedecek kadar mükemmel çaÄŸrışımlara neden olabiliyor. Basit bir fikir, öylesine bir baÅŸlangıçla baÅŸlıyor sanki. ÇoÄŸumuzun göremediklerine, bazılarımızın ise görüp ertelediklerine emek veriyor. Küçücük bir akıl kırıntısı ile kocaman bir dünya bırakıyor arkasında. Daha İstanbul Modern’deki devasa iÅŸlerinin etkisinden kurtulamamışken baÅŸka bir performans daha üretti. Sılsel’de ilk kumaşı kendisi dikti. Sonra herkes bir kumaÅŸ parçasına Türkiye’de olmasını istediÄŸi bir dileÄŸi yazdı. Her kumaÅŸ birbirine eklendi. Böylece tavandaki ipler ve makaralarla Sılsel yolculuÄŸu baÅŸlamış oldu. Derdi baÅŸka baÅŸka olan bir yığın insan aynı makaralara dertlerini dolandırdı. İşin doÄŸası, en az biçimi kadar sofistikeydi. Yeni Anayasa sancıları çeken bir Türkiye’de insanların dileklerini topladı Ataman. Kimin bundan daha sahici ve etkileyici bir çabası olabilirdi?
Ünsal Oskay, bir reklamcı sabunu satmak için dünyanın bilmem neresindeki sabunun anlamını bilecek derdi. Ataman dünyanın bilmem neresinden de, Türkiye’den de, Türkiye’ye bakabildiÄŸi için komplekssiz bakıyor, basit düşünüyor, düzgün görüyor, alt okuması olmayan iÅŸ yapmıyor, özgürlüğünden ve kendinden taviz vermiyor. Her kim olursa olsun KutluÄŸ Ataman, Türkiye için kafa yoruyor ve bu kafanın yorulması Türkiye’nin hayrına oluyor!
















karman çorman yorumları